Free Web space and hosting from wakaf.net
Search the Web

“Reklamcısı Olsak Bu Kadar Eğlenmezdik!”

Buket Taşçı
Aktuel Sayı: 554, 28 Şubat - 6 Mart 2002

Anti Nuri Alço’cu “Gizemli” Naro Üyeleri Aktüel’e Konuştu

Günlerce herkes onlardan bahsetti. “Oysa Nuri Alço Revival Organization” yani NARO, “tehlikeli” bir örgütten ziyade hayalgücü geniş dört gençten ibaret. Yarattıkları gizemle müthiş eğleniyorlar! Bir boya firması sponsorları olursa parayı “kırışacakları” Nuri Alço’ya ise kırgınlar; “İşine çok yaradık. Bizi mahkemeye vermekte de haklı ama samimi değil” diyorlar.

 

Simgeleri; tespih, sprey boya, Türk bayrağı, şeker ve çiçek... Web sitelerinde 80 sonrasındaki çöküşe dikkat çekmek için biraraya geldiklerini söylüyorlar. İsimlerini bu nedenle Türk filmlerindeki kötü adam tiplemeleriyle meşhur Nuri Alço’dan almışlar. Peki kim bu çocuklar? NARO ile günlerce mailleştik... Sonunda “Bugün sona ermeden sizi telefonla arayacağız, her şey daha güzel bir dünya için” yanıtı geldi.

İnsan neden böyle bir grup kurar?

Kafamızda dönüp duran bir sürü fikir, eleştiri vardı hem bugün hem de dünümüze dair. İçimizde kalmasına izin veremeyeceğimiz kadar dolduğumuzda “hadi başlayalım” dedik. Bunu derken gülümsüyorduk, halen gülümsüyoruz.

NARO Kadıköy gençliğinin başlatttğı bir hareket mi?

Kendimizi “Kadıköy Gençliği” adına bir hareket başlatıyormuş gibi tanıtma hakkına sahip değiliz. Ama Kadıköylüyüz ve Kadıköy’ü merkez alıyoruz. Osmanlı için Söğüt ve Domaniç neyse bizim için de Kadıköy o. Ama asıl kavgamız samimiyetsizlerle.

80 sonrası değerler çöküşüne işaret ettiğinizi söylüyorsunuz. Nedir bu çöküş?

Bugün yaşadığımız şeydir. Kitle halinde ahmak olmaya zorlanış sürecimiz. Milletçe içkimize ilaç katıldığı yıllar bunlar... Suçlusu ne bir lider, ne bir siyasi ideoloji, ne de ekonomik duzen. Suçlu, ahmaklaştırılmayı memnuniyetle kabul eden milyonlar. Çöküş, bu okuduklarına hak veren bir çift gözün elinde tuttu bu pahalı dergiye sahip olabilmek için insaniyetini satıyor olmasıdır.

 

“Kayıp kuşak kendini bulsun’

Amacınız “çöküşe” sadece işaret etmek mi, yoksa değiştirmek ve mail’lerinizdeki gibi güzel bir dünya inşa etmek mi?

Sadece çöküşü değil, bir değişimin mümkün olabileceğini de hatırlatmak istiyoruz. Bunu, sadece kendi neslimize anlatabilsek bile kimsenin beklemediği bir hareket başlayabilir. Sonuçları, bizi aptal yerine koymaya çalışanları yaralar. “Kayıp Kuşak” kendini bulmak zorunda... İdeolojilerin ve doktrinlerin üzerinde bilinçle ayağa kalkıp “Artık yemiyoruz” demesi lazım. Bunu yaparken de annelerinin, babalarının düştüğü hatalara düşmemesi lazım. Biz “Herşey daha güzel bir dünya için” derken yaptıklarımızı güzel bir dünya adına yaptığımızı söylüyoruz. At gözlüklü çoğunluk, biz­en belli bir ideolojik mesaj çıkarma çabasında. Kayıp kuşağın kayboluşunun kaymağını yiyenler de bunlar. Dalgamızı geçeceğiz, kalplerini kıracağız, ipliklerini pazara çıkaracağız ve olabildiğince çok yaşıtımıza gafletlerini anlatacağız.

Peki 80 öncesinde “ahlaki değerler”in varolduğuna emin misiniz?

Ahlaki değerler o günlerde de vardı, yarın da olacak. Sorun varlıkların şekli ve değişim ivmeleri. Bu satırları okuyanlar, 20 sene evvel görmeye tahammül edemeyeceği şeylere bugün gülümseyerek bakıyorsa bu bir tavizin sonucudur. ‘Taviz ne kadar yaygınlaşırsa değişim de o kadar çabuk ve çarpık bir şekilde gerçekleşir. Ancak bu değişim bir gelişim değildir. Yitirilen samimiyetimizdir.

Bir ideolojiniz yok mu?

"Bir" ideolojiye ihtiyacımız var mı?

Medya günlerce sizden bahsetti. Ama siz ortada yoksunuz. Yoksa ailenizden ve çevrenizden mi çekiniyorsunuz?

Devletten korkıımuz yok, zira onun varlığnı, temel prensiplerini nasıl büyük bir “şevkle” savunduğumuz aşikâr. Ailelerimizden ve çevremizden de çekinmiyoruz ama destek de istemiyoruz. Gizleniyoruz çünkü ortaya çıkanları medyanın ne hale soktuğunu biliyoruz. Buna alet olmayacağız.

Bir fotoğrafmızda çiçek, şeker, Türk bayrağı, tespih, sprey boya var. Anlamı ne?

0 anda sutyen, Das Kapital, Senegal bayrağı ve Grateful Dead tişörtü bulamadığımız anlamına geliyor...

 

Zorro değil Keloğlan

Aranızda kadın yok galiba...

İki destekçi ve bir de eylemci kadın üyemiz vardır.

Eylemleriniz sadece duvarlara sprey boyayla yazı mı yazmak?

Bildiri yazmaktan tutun da kendi aramızda nasıl bir hareket planı izleyeceğimize dair tüm konuşmalarımız eylem kapsamındadır. Eylemlerimize gece çıkıyoruz. Bazen hava aydınlıkken zaten çıkmış oluyoruz, ilerleyen saatlerde kendimizi zeki, çevik ve yeterince ahlaklı hissediyorsak eylemlere girişiyoruz!

Nuri Alço’yu 80 sonrası çöküşün simgesi seçtiniz. İyi de ne suçu var Alço’nun?

Nuri Alço çöküşün sebebi değil, simgelerinden biri. Adını kullanıyoruz çünkü o ismin çağrıştırdığı tüm rollerde çöküşün belirtileri var. Dalavereci patronlardan tutun da o yılların rezil müziklerine ve giyim tarzına kadar her şey Nuri Alço’nun 80’ler boyunca ekrana taşıdığı karakterler ekseninde yerini buluyor. Onun bir suçu yok. Bu konuda bir suçu olduğunu düşünenlerin kendisine verdikleri ceza malumdur.

Tabii bu hareket, Nuri Alço’ya zarar verdiği kadar yaradı da. Sakın onun reklamcısı falan olmayın...

İnanın onun reklamcısı olsak bu kadar eğlenmezdik.

Onun tüm filmlerini seyrettiniz mi?

Alço’nun oynadığı flimleri hiçbir zaman “içinde Nuri Alço var” diye izlemedik. Nuri Alço filmleri için özel günler düzenleyen insanlardan örgüte katılma talepleri aldık ama kendimiz hiç yapmadık. Belki bir gün gözlem yapabilmek için böyle bir şeye girişiriz.

Alço sizi mahkemeye verdi çünkü tanımadığı insanlar taraffindan deşifre edildi... Yaptığınız, tam 80 sonrasına uygun vurkaç taktiği değil mi?

Nuri Alço haklı ama samimi değil. Yaptıklarımızın nasıl işine geldiğini kendisi de biliyor. Vurkaç taktiği içinde değiliz. Bilakis kendisine ulaşmaya çalışıyoruz ama telefonlara cevap vermiyor. Sitemiz var, fikirlerimiz ortada. Dolayısıyla 80 sonrasına uygun olan, “vurkaç” değil, onun takındığı tavırdır.

Çevrenizin eylemlerinizden haberi var mı? Ne diyorlar?

Bilen de var, bilmeyen de. Baştan o kadar iddiali ve ciddiydik ki en yakınımızdakiler bile endişe mi etsinler yoksa yaptığımızın saçmalığıyla alay mı etsinler, bilemediler. Hesaplarımız tutunca eskiden dalga geçenler bize katılmak istedi. Hatta Ece Temelkuran’m yazısnı okuyan bazıları bir anda ne yapmak istediğimizi anlayıverip bizi bize anlatma çabasına giriştiler!

Kadıköy’ün tüm duvarlarında adı yazan “Basri” kim?

Hiçbir fikrimiz yok, ama saygımız sonsuz. Hazır yeri gelmişken söyleyelim, duvarlara Nuri Alço’nun araba plakasını yazan da bizler değiliz.

Gazeteler, televizyonlar sizden bahsediyor ve siz aralarında dolaşıyorsunuz. Zorro gibi hissediyor musunuz kendinizi?

Kendimizi Zorro gibi hissetmeye başlarsak, bunun da dalgasnı geçeriz. Adrenalinimizi yükselten bildiri yazmak ve duvarları boyamak. NARO ekseninde olan biten herşey bizi daha ziyade güldürdü ve düşündürdü. Zira ortaya çıkan tablo tam hesapladığımız gibi vahimdi. Bundan sonra yapacaklarımızda da en az bundan evvelki kadar ciddi olacağız. Bu açıdan kendimizi Zorro gibi hissetmesek de Keloğlan gibi hissetmekten çekince duymuyoruz.

   

geri dön


Her şey daha güzel bir dünya için! 

Ana Sayfa

Bildiriler       Eylemler        Medyadan Seçkiler       Üyelerimiz        Katılım        Mektuplaşmalardan Seçmeler 

e-mail: naroism@myway.com