Free Web space and hosting from wakaf.net
Search the Web

NARO 2. Olağan Bildiri - Gidişat Üzerine
(Ocak 2002)

Aydınlık yüzü görmemiş, hafif loşlukları pırıltı bilmiş mukaddes memleketimiz tarihinin en karanlık günlerini yaşamaya devam ediyor. Geçtiğimiz asrın ilk çeyreğinde, Sevr anlaşmasıyla parsel parsel satılan vatanımız bugün hisse senetlerine bölünerek yabancılara peşkeş çekiliyor. Birlik ve bütünlük duygusu yalnızca spor müsabakaları esnasında depreşen gafil yüz binler, kendine gazeteci süsü veren laf hokkabazlarının cilalı sözleriyle uyutulurken, görsel basın hiçbir muhalif çıkışa yer vermediği gibi her şey güllük gülistanlıkmış gibi bir tablo çiziyor. Bu aziz milletin memleketi yönetmek gibi onurlu ve had safhada sorumluluk bilinci isteyen bir görevi emanet ettiği yetkililer, zengini fakir fakiri sefil kıldıkları yetmezmiş gibi, bir de yüce ulusumuzun dilinden “millet”, ve hatta kutsal vatan topraklarından “memleket” kelimelerini silmek suretiyle binlerce yıllık tarihimizden gelen en küçük ve fakat en kıymetli değerleri dahi ortadan kaldırmaya yelteniyorlar. Evet, perişan hale soktukları iktisadi teşekküllerimizin durumlarıyla ilgileneceklerine, asırların ötesinden gelen ve her birimiz için kutsal değer taşıyan kelimelerin yerine en şövenist ve en kafatasçı tavırlarını takınıp, artık bize küçümseyen gözlerle bakan Orta Asya’lı vefasız akrabalarımızın kullandıkları kuru kelimeleri getirmeye çalışıyor koltuk sahipleri! En parlak medeniyetlerin ve en aydınlık devrimlerin madden ve manen sallanmaktan kurtulamamış beşiği olan cennet Anadolu’muzun tarihinden gelen zenginliğini, sırf isimleri Türk diye, bozkırlarda at süren fütursuz bir kavmin tutarsız göçebe kültürüne kurban edenler, oylarını aldıkları, karşısında sorumlu oldukları altın yürekli anaların demir bilekli evlatlarını katleden bir canavarın lanetli hayatını korumak konusunda ise zerrece tereddüt etmiyorlar! İnsanda anti-emperyalist olma hissi uyandıran bir yabancı memleketin günahlı yöneticileri karşısında el pençe divan duran bir bunak mıdır bağrından tarihin en kudretli padişahlarını çıkarmış bir vatanın layık olduğu idareci? İnsanda anti-semitist olma hissi uyandıran bir azılı kapitalist azınlıkla el ele verip memleketin iradesini satılığa çıkaran bir kumarbaza mı layıktır bu millet? Kana kan isteyerek ve istediği kanı akıtacağını iddia ederek hükümete girmiş ve fakat girdiği hükümetin yaptığı her çeşit hırsızlığa göz yumup bir de bunlarla kesesini doldurmuş kurt postlu bir çakala mı kalacaktı bu aziz vatanı yönetmek?

Örgüt olarak kuruluşumuzdan bu yana herhangi bir devlet kurumuna karşı sert ve acımasız olmamaya özen gösterdik. Zira biliyorduk ki icraatlarından hoşlanmıyor dahi olsak o kurumlar da bu milletin bağrından çıkıp gelmişler ve hatta onun oylarıyla seçilmişlerdi. Ancak tüm milletimizin aklında yaratmak istediğimiz aydınlığın karşısındaki en büyük karanlık gücün bizzat bu ülkeyi yönetenler olduğunu görerek sarsıldık. Sarsılmış olmamız kimseyi aldatmasın. Bu örgütümüz açısından yapısal yahut ilkesel bir sarsılış değildi, ancak vatan ve millet sevgisiyle dolu her bir üyemizin üzerinde derin tesirleri oldu. Ne var ki yakın geçmişin serin rüzgarlarıyla savrulan altın sarısı saçları uzak geleceklere parlak ışınlar saçan ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri aklımızın ve ruhumuzun en güzel yerine nakşedilmişti. Yüce peygamberimize nur yüzlü meleklerle iletilen Tanrı kelamı kutsal kitabımızca günah bulunduğu için, doğrudan gelecekten haber vermekten kaçınan atamız gençliğe hitabesinde “memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler” demekle yetinmiş, o meşakkatli günlerin çetin ortamında dahi 21. yüzyılın ilk günlerini ne kadar net görebildiğini açıkça ifade etmemişti.

NARO militanları olarak bizler Atamızın kehanet niteliğindeki kutsal öğütlerinden feyiz almaya ve kurduğu laik cumhuriyetin imanlı neferleri olarak bilinç cihadımızı sonsuza dek sürdürmeye devam edeceğiz. Bunun içindir ki gönül rahatlığıyla bugün NARO’nun Atatürk Türkiye’si için mevcut hükümetten daha temiz ve daha asil bir oluşum olduğu konusunda iddialıyız. Örgütümüzü anlamadan onu yargılamak isteyen aydın maskeli örümcek kafalı entelektüellerden bir kısmı bu iddialı sözlerimize hemen karşı çıkacaklardır. Kimi bizi şehrin duvarlarını kirleten bir serseri çetesi olmakla suçlamaya devam edecek, kimi komünist diye burun kıvıracak, kimi faşist diyip geçecek, kimi de yobazlıkla lekelemeye çalışacaktır. Bize yönelttikleri suçlamalarla anlayışsızlığını haykıran bu farklılıkta aynılık üniformasıyla bezenmiş güruh bilmelidir ki; NARO, ışığını dünyevi bilincin parlak kıvılcımlarından alan ve bu aydınlığı sarsılmaz bir imanla sahiplendiği milli maneviyatından süzerek kitlelere ulaştıran, devrimci ve sosyal adaletçi bir direniş örgütüdür. Bu milletin bağrından çıkmış, bu toprağın ekmeğini yemiş, ilk aşkı bu göğün altında tatmış milli bir oluşum ve somutlaşmış bir evrensel tepkidir NARO!

Ve işte o NARO bilmektedir ki, bugün çeşitli medyatik şebeklerin belden aşağı esprilerine, ucuz mankenlerin selüloitlerine ve önünü görmekten aciz sarhoş habercilerin insafına endekslenen toplumsal bilincimiz kendisine gösterilmeyen acı gerçekler karşısında düştüğü aklî sefaletten kurtulmadıkça kitlesel mağlubiyet ve milli hezimet kaçınılmazdır! Tuttuğu takımın mağlubiyetine dahi tahammül edemeyen milyonların böyle bir kitlesel çöküşü görmezden gelmeye devam etmeleri son büyük Türk devleti olan laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin her geçen gün biraz daha yıkılması anlamına gelmektedir. Liberalizmin kurucusu ve kendisi de bizzat bir ahlak profesörü olan İngiliz filozof Adam Smith’in gösterdiği yolda denetleyenleri denetlenenlere ezdirmeyen güçlü bir denetim mekanizmasıyla kurulacak yeni bir evrensel sosyal adalet düzeninde, sınırlardan arınmış halkların kardeşçe yaşayacakları istikbalin habercisi olan Karl Marx’ın gür ve temiz sakalındaki kıllar gibi tek ve hür ve fakat kardeşçe yaşamak için savaşmaya değmez mi? Bizler değdiğine inanan ve hatta değeceğini bilen ve o aydınlık günleri iple çeken NARO militanları olarak inandığımız bu yolda tüm yoldaşlarımızla birlikte imanla ilerliyoruz.

Bugüne kadar tüm karşı devrim, yıldırma ve direniş çabalarına rağmen NARO mukaddes mücadelesini sürdürmeye devam etmektedir ve bundan sonra da edecektir. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz pekiştirme eylemlerimize ek olarak yakında yurt dışı eylemlerimiz de başlayacak ve yayılacaktır. Sayıları her geçen gün artan yeni üyelerimizin isimleri ve eylem resimleri de en kısa zamanda resmi sitemiz içindeki yerlerini alacaktır. Ve hepsinden de önemlisi NARO en suskun günlerinde bile için için aynı sözleri haykırmaya devam edecektir:

Her şey daha güzel bir dünya için!

 

geri dön


Her şey daha güzel bir dünya için! 

Ana Sayfa

Bildiriler       Eylemler        Medyadan Seçkiler       Üyelerimiz        Katılım        Mektuplaşmalardan Seçmeler 

e-mail: naroism@myway.com