|
NARO İLK OLAĞANDIŞI BİLDİRİ
Hakkımızdaki aleni tartışmalara cevaben
(Şubat 2002)
Örgütümüzü ilk kurduğumuz günlerde
eylemlerimizin ve tavrımızın bir gün büyük halk kitlelerini harekete geçireceğini
biliyorduk. Ancak, bu bilgi bize ümit vermekle kalmıyor, çok büyük bir
tereddüdü de beraberinde getiriyordu. Örgütün kurucu üyeleri olarak oluşumumuzun
söylemi üzerine yaptığımız ilk tartışmalarda, her ne konuda farklı düşünüyor
olursak olalım, paylaştığımız belli bir hoşnutsuzluk, rahatsızlık,
isyan, nefret vardı. Temelde isyanımızın sebebi, bizzat isyan ediyor gibi gözükürken
o isyanından nasıl şöhret ve itibar kazanacağının hesabını yapanlar,
nefretimizin sebebi ise yalnız ve yalnız samimi sevgimizdi. Başka bir deyişle,
bizler daha yola çıktığımız gün biliyorduk tavrımızın ve
eylemlerimizin mutlaka herkes için kabul edilmez bir yanı olacağını ve büyük
tepki alacağını. Ama yine biliyorduk ki, en olumsuz tepki bizi anlamak
istemeyecek olan gafil ve şaşkın gezen çoğunluktan gelecekti. Kimi, yazdıklarımızı
okumaya üşenecek, bizi duvarlara olmadık şeyler yazan eğlence meraklısı
gençler olarak canlandıracaktı kafasında. Kimi de, yazdıklarımızın
sadece kendi ideolojisini ilgilendiren kısımlarını anlayacak ve tavrını
ona göre belirleyecek; o anki halet-i ruhiye’sine göre bize karşı olacak
yahut bizi sempatik bulacaktı. Bazı çokbilmişler ise aşağılayacaktı
bizi; yazdıklarımızı tutarsız bulup bizim bilgisiz ve ebleh olduğumuz
sonucuna varacaklardı. Ne var ki özde hepsi yanılacaktı!
Asli amacımız kimseyi yanıltmak değil idiyse bile daha o günlerden
bekliyorduk kaçınılmaz olarak yaratacağımız bu yanılgının kaotik
derinliklerine düşecek olan dostların ve düşmanların tepkilerini. İşte
tereddüdümüz de bu tepkinin boyutlarıyla ilgiliydi. Bugün bir kez daha
anladık ki, yüce Allah’ın fazla güzel yarattığını gördükten sonra dünyanın
diğer köşelerine iltimas geçiyormuş gibi gözükmemek için üzerine
kocaman gafil bir toplum yollayarak lanetlediği bu cennet vatanda bizim sandığımızdan
çok daha fazla şaşkın varmış.
Evet, sevenin de sevmeyenin de, anlayanın da anlamayanın da içinde mutlaka
bir huzursuzluk ve kararsızlık kırıntısı kalacaktı bize karşı yaklaşımını
belirlerken. Çünkü ne kadar gafil gezdiğini, bizimle ilgili olumlu olumsuz tüm
yorumlarında da ister istemez belli eden şaşkın kitleler, özde basit
kelimelere takılıp kalagelmişlerdi atalarının soyundan beri. Olumlu ile
olumsuz arasındaki farkı genel bakış açılarından edindikleri düşünceleriyle
değil, kendilerini belli bir düşünceye çeken çeşitli harf ve ses kümelerinden
aldıkları ucuz etkileşimler doğrultusunda idrak edebiliyorlardı ancak. Aslında
bunu yadırgamıyorduk. Zira, bu millet öyle karmaşık bir coğrafyada yaşıyor,
her yeni doğan bebek öyle allak bullak edilmiş bir sosyal ve siyasal yapı içerisine
doğuyordu ki artık iyinin ve kötünün tamamen ortadan kalktığı bu renksiz
ortamda yalnızca grinin hükmü geçiyordu. Ve asıl hitap ettiği kitleye
bakan yüzünü talebe göre yeşile, kırmızıya yahut beyaza boyayan her gri,
aslında hiçbir zaman var olmamış bir demokrasi kültürünün, hiç bir
zaman yerleşemeyecek olan bir siyasi ahlakın, kısacası şimdiye kadar hiç
varolmamış ve bundan sonra da asla varolamayacak değerlerin ucuz birer
parodisiydi. Gerçekte, bu çaresizliğin bir sonucuydu ve tamamen samimiyetsiz
olduğu da söylenemezdi. Hatta bu oyuncuların gerçek hayat sandıkları
parodiye sebep olanlar bile bu karışıklığa sebep oluşlarında haklıydılar.
Ancak ne onların, ne de diğerlerinin haklılığı koskoca şanlı bir tarihin
yegane mirasçısı olan bu yüce milletin dört bir koldan bu denli sömürülmesini
haklı çıkaramazdı. İşte o sömürünün kaçınılmaz sonucuydu NARO’nun
belli iç mihraklarda yarattığı tepki. Uzun lafın kısası; kızıl nurlu şafaklardan
bir türlü yükselemeyen orak ve çekicin halen kutsayamadığı bu mukaddes
topraklarda, yüce Rabbimiz kısmet etmediği, ulu önderimizin ömrü yetmediği
ve Atamızın gösterdiği yolda tek dişleri kalmış dahi olsa kendilerine ulaşmayı
hedef edindiğimiz muasır medeniyetler bizi istemediği için bir türlü mutlu
olamıyorduk. Eğitilemiyor, öğretilemiyor, sadece yönetilebiliyorduk; ve
sonunda bugün kararmış bağrından ancak NARO’yu çıkarabilen gafil gezen
şaşkın bir millet haline geliyorduk.
NARO tüm maddi ve manevi varlığıyla muhalif bir örgüttür. Daha önce de
bildirilerimizde defalarca ifade ettiğimiz gibi, karşısına bütün dünyayı
saran bilinçsizliği almıştır ve mücadelesinin muhatabı, kaynağı her
kim, her ne olursa olsun bu bilinçsizliktir. Bu bilinçsizliğin soğuk rüzgarlarına
sırtları terliyken yakalanan bilinçli azınlıklar üşütüp sesleri kısıldığından
tavırlarını sadece tir tir titreyerek koyabilmekte; bu titreyişleri
kendilerine daha da korkak bir görünüm verdiğinden ezici gafil çoğunluk
tarafından her geçen gün daha da çok hor görülmektedirler. Zengin bilinçsizlerin
varlıklarıyla avunur, fakir bilinçsizlerin ise yokluklarıyla övünür hale
geldikleri bu karışık ortamda hangi sosyal basamaktan gelirse gelsin kenara
itilenler yine bilinç lanetiyle kutsanmış ve farkında olma kabiliyetiyle
lanetlenmiş tutunamayanlardır.
Ne var ki, bildik gafillerden de şaşkın gezinen ve bilinçli olduğu iddiasıyla
kendi kendisini bile kandıran kalabalıklar da vardır bu ülkede. Bunların
sahip oldukları tek bilinç, kölesi oldukları ideolojiye dair olageldiğinden
ve o ideolojiyle ilgili bilinçleri de başka ideolojilere olan nefretlerinden
yahut şahsi komplekslerinden temellendiğinden dünyayı olduğu gibi görememekte
ve eğer çözüm kendi yandaşlarından çıkmayacaksa potansiyel çözüme
bile karşı tavır almaktadırlar. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi,
birinci derdi kendini kurtarmak olan “farklılıkta aynı” milyonlardan oluşan
aziz milletimiz, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde köpekleme yüzerken
damarlarında akmakta olan asil kandan aldığı kudretle birbirinin kuyusunu
kazmaktan zerrece tereddüt etmemektedir.
Olabildiğince çok taraftar toplamak amacıyla ideolojik sentez yapmaya çalışırken
sapla samanı birbirine karıştırarak bu karışımı bize çözüm olarak
sunan tüm oluşumlardan farklıdır NARO. Bir çözüm sunmadığı gibi aslında
sentez falan da yapmaz. Birincil amacı yıkmaktır. Yıkılması gereken de
bencil bilinçsizliktir. Karşısında mızraklarla savaştığımız pervane
kollu sivri kafalı canavar yok edilene kadar torunlarımız ve onların
torunları ve onların torunlarının torunları mücadeleye devam edeceklerdir.
Bizi kendi arasında tartışma konusu yapmaktan zevk alan kitlelerin içleri
rahat olsun. NARO bir gün tüm dünyanın tartışmaya başlayabileceği kadar
yoğun zihinsel ve şekilsel materyale sahiptir. Bizzat kendi varoluşumuz bile
aslen mevcudiyetimize karşı bir direniştir. Mevcudiyetimize sebep olanlardır
var oluşumuza karşı çıkanlar. Bugün bize gülenler, kızanlar ve bizi
umursamayanlar bir gün karşı karşıya gelecekleri gerçeklerin huzurunda görmezden
geldikleri tüm değerlerden merhamet dilenirken, yıktıkları insâni
inceliklerin sert adımları altında ezilecek; ezikliklerinin acısını
birbirlerinden çıkarmaya çalışırken daha da küçülecek; küçüldükçe
daha da küstahlaşacak, ancak yok oluşlarından bir kaç saniye evvel hep bir
ağızdan suçlarını itiraf edeceklerdir. Bu ilahi mahşerle ilgisi olmayan
boyutlar ötesi zaman diliminde ne tekkeler, ne zaviyeler, ne kardeş halkların
yüce başbuğu Marx, ne ulu ve dahi önder Atatürk, ne dolunayda parlayan gözleriyle
derin ormanlarda gezen bozkurt, ne samanı biçen orak, ne demiri döven çekiç,
ne akıl çelen şeytan, ne Türk patlıcanına bayılan üstsüz alman turist
Helga, ne Türkiye’nin en çok sevilen haberlerinin ördekten türemiş
sunucusu, ne var olmadan duramayan nihilistler, ne yok olup giden
egzistansiyalistler, ne düzene uyan anarşistler, ne sefil bir çocukluk yaşamış
trilyoner türkücüler, ne zengin ailelerin boyalı kızları, ne pahalı
markalar, ne haki parkalar ve ne de ömrünüz boyunca kazandığınız
galibiyetler olacak yanınızda. Yıllarca hiç değerini bilmeden ve önemsemeden
kısır bıraktığınız bilincinizle baş başa kalıp ne mene birer zavallı
olduğunuzu ancak o gün görüp dehşete düşeceksiniz! Ancak o gün çok geç
olacak ve bir zamanlar hiç var olmamışçasına yok olup gideceksiniz...
NARO eylemlerini mecbur bırakıldığı tüm platformlarda sürdürecek, oluşumunun
gücünü tüm katıksız düşüncelerin samimiyetinden alarak, yozlaştırılmış
ideolojilerin şahsi menfaatlerle yaratılmış çirkefine bulaşmadan, sürdürdüğü
bilinç mücadelesine kelimelerle anlatılamayacak bir şevkle devam edecektir.
Zira biz devam etmezsek bu hareketin başlamış olması bir şey ifade
etmeyecektir. Ve NARO farketmeyenleri farketmek zorunda bırakmaktan vazgeçmeyecektir.
Her şey daha güzel bir dünya için!
|