Free Web space and hosting from wakaf.net
Search the Web

2. Yıl Özel İfade Çılgınlığı Kutlamaları


2. Yıl Özel İfade Çılgınlığı Kutlamaları

 

10 Eylül 2003. Nuri Alço Revival Organization 2. kuruluş yıldönümünün "İfade Çılgınlığı" kutlamaları için Bağdat Caddesi'ndeydi... Ne öncekiler kadar sıcak, ne sonrakiler kadar serin; ıslak bir geceydi. Saatler tam 20'yi vurduğunda, N.A.R.O. da kendisini vuruyordu az ezilmemiş kaldırımlara; müstakbel temsilcileri asla ezilemeyecek yepyeni bir nesil adına! Muhtemel yoğunlukla bir anda yüzleşmemek ve asıl meraklıların toplandığını tahmin ettiğimiz bölgeyi önce uzaktan kolaçan edebilmek için Göztepe Parkı'ndan başladık yürüyüşümüze. İçimizde ilk gecenin heyecanı ve ilk aşkımızı ilk kez itiraf etme azmiyle, sert bastık adımlarımızı, bu adımlardan biri altında karasular gizlenen bir yer parkesinin ıslak emellerine alet olmamıza sebebiyet verene kadar! Gülüşerek durulduk; halen çocuktuk. Aslında daha sadece 2 yaşındaydık. Oral dönemden çıktığımızı dahi iddia edemezdik ve bu belki de sırf bu yüzden, Gearte Olup'un ağzında bir türkü, Çelebi'ninkinde bir ıslık ve Gulyabani'ninkindeyse dumanlı bir emzik vardı. Cadde geniş ve fakat kulvarımız dardı. Ama bizimle aynı saatlerde Şanzelize'ye çıkan bir Canavar'ın varlığı içimizi rahatlatıyordu!

Bizi ve aslında birbirini arayan meraklı gözlerle karşılaşmamız uzun sürmedi. Göz göze gelişlerimizi "Yok canım" diyerek geçiştirdiğimiz ve çekiciliğini örgütselliğimizden ziyade erkekliğimize bağladığımız birkaç heteroseksüel kesişmenin ardından, dört kişilik bir grup belirdi az uzaktan. 16-17 yaşlarında iki kız, iki erkek. Üçü aralarında başka bir şeyden bahsederken, bir adım önde yürüyen sonuncusu bizi görünce hafifçe arkadaşlarına doğru dönüp, yüksek sesle "Burası Nuri Alçolar caddesi" dedi. Diğerleri bir an susup bize doğru döndüler, gülümsedik. Ve hiç bir şey demedik. Kendi aramızda başka şeylerden konuşuyorduk zaten. -Siz de öyle yapmıyor muydunuz? Devam etmeliydiniz..!- Biz olmadığımızı düşünmelerini sağlamaya çalışacak halimiz yoktu, biz olduğumuzu düşünmelerini sağlayacak biz çaba göstermek ise N.A.R.O. ruhuna haksızlıktı! Hem onlar, bu satırları okurken anlayacak ve fakat ne kadar isterlerse istesinler bizi hatırlamayacaklardı. Çünkü büyük ihtimalle içlerinden bir ya da bir kaçı, N.A.R.O.'nun çekirdek kadrosu olabilecek potansiyel taşıyan her gruba bu nidalarla yaklaşmış olacak ve bu gruplardan bir kaçından benzer gülüşlerle karşılık bulacaktı! Yanlarından geçip giderken, "kutlamanın halet-i ruhiyesi işte budur" diye fısıldadık birbirimize... Bu, caddenin o gece gerçekten devasa bir N.A.R.O. eylemine -hem de belki de destekçilerinden çok köstekçilerin katılımıyla- sahne olduğunun ilk kanıtıydı. O anı ve sizi, dostlar, asla unutmayacağız.

Yol boyunca bir çok defalar meraklı bakışlarla süzdük çevremizi ve meraklı bakışlar aldık. Tüm bakışları, caddede daha önce de bir çok kereler meraklı bakışlarla yürümüş olmanın verdiği tecrübeden süzüp hakiki destekçilerimizi bulmaya çalıştık. Her yerde değillerdi, ama oldukları yerde çok güçlüydüler. Az once gectikleri kafakılları cilalı dört gencin biz olabileceğimizden bahsederek ve fakat bizi hic farketmeyerek yanımızdan geçip giden iki hanım kızımız hariç, o gece orada bizi ve kendini ve neslini ve birbirini ve ortak geleceğini aradığını bildiğimiz istisnasız herkesin enerjisini damarlarımızda hissettik. Şaşkınbakkal'a doğru yaklaşırken, seri şekilde, önce emperyal küreselleşmenin tek kutbuna "savaş bakanlığı" eden kart horozun anası olacak tavuğa ateşli iltifatlar yağdıran 20'li yaşlarında bir gençle, ardından tek başına yürürken adımlarımız yakınlaştığı anda "ben de bir örgüt kuracağım anasını satayım" diyip duraksamadan uzaklaşan bir başkasıyla, sonra da kendi aralarında duvar yazılarımızı tekrarlayıp gülüşen dört kişilik bir grupla karşılaştık. Bunlar gözlerimiz kadar kulaklarımızla da algılamış olmamız açısından bizim için kutlamanın en somut örnekleriydi.

Ancak gerçek kutlama kesinlikle sadece onların duygularıyla sınırlı değildi. İfade edilmesi en az suskunlukla yaşanması kadar güç bakışlarla karşılaştık. Özellikle yalnız başına yürüyen ve çoğunun 15-16 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğimiz destekçilerimizle. Bizi bulmak için geldiklerini biliyorduk, oysa biz onların merakının ucundan ümitsizlik akan gözlerle bizi ararken, böyle bir kutlama olduğunu duyuran bildirimizde kendilerinden beklediğimizi belirttiğimiz coşkuyla dolmalarını istiyorduk! Ama onlar yalnızdı. Ve yalnız olmalarına sebep "hep kendi hataları"ydı. -Hayır! Olabildiğince yalnız hissetmenizi sağlamak, sizi bütün kalelerinizi zaptederek, bütün fikirlerinizi sindirerek kendi kapanlarına çekmek isteyenlerin oyunu!- Oysa onlar, birbirlerine karşı hiç bir hata yapamayacak kadar temizdiler. Yanımızdan geçerken göz süzdüler. Gülümsedik, geçip gittiklerinde gülümseyişimizin bulaşıcı bir hastalık gibi bünyelerinin en derin yerine oturmasını umarak...

Gidişin son safhasında ve ilk dönüşte, N.A.R.O.'nun geleceğine dair bazı kilit kelimeleri hiç kullanmamaya dikkat ederek giriştiğimiz ateşli tartışma, sanıyoruz ki bizi bir çok destekçimizle göz göze gelmekten alıkoydu. En az destekçilerimiz kadar meraklı bakışlarla çevrelerini süzen polis ağabeylerimizin yanından bir kez gidişte, iki kez de dönüşte olmak üzere toplam üç kez vakur adımlarla geçtik. Kendilerini, ülkemizin güvenliği için çok önemli bir görev olan "korkunç N.A.R.O. sempatizanlarını tespit ve tehdit etme" sorumluluğundan alıkoymamak için, yanlarından geçerken Galatasaray-Fenerbahçe maçının kaç sıfır biteceği üzerine çeşitli saptamalarda bulunduk. Sıradan bir gencin, ülkesinin güvenliği için sadece maçlardan bahsetmesi gerektiği gerçeğinden yola çıkarak, takdirlerine layık olmak için dilimizden geleni yaptık. Galatasaray ve Fenerbahçe gibi iki güzide kulübümüzden başka hiç bir şeye taraftar olmadığımızı anlayan sustalı coplar yerlerinde uslu uslu parlarken, N.A.R.O. üyelerini aramakla görevlendirilmiş kır saçlı bir polis ağabeyimizin dalgın bakışlarına binerek, aklından geçenlere misafir olmayı denedik. Kapıyı açtığımızda, içinden çukulata isteyen çocuk çığlıkları, "düğün hediyesi olarak alınan nevresim takımını yamalamaktan bıktığını" anlatan bir eşin fısıltısı ve "almayacaz da nasıl yaşayacaz amirim?" sayıklamasının çılgınca dönüp durduğu koca bir toz ve gaz bulutuyla karşılaştık. O an teslim olup, hani olur ya, terfi falan etmelerini sağlamayı bile düşündük. Sonra sustuk... Galatasaray ve Fenerbahçe'yi ardımızda golsüz berabere bıraktık. Ve yolumuza devam ettik...

Sonra bir kaç yerde oturduk. Sonra dört dönmenin fazla kısıtlayıcı olacağını düşünerek bir kaç yer arasında kısa yürüyüşler yaptık. Ve kutlamalarımıza katılanlara binlerce ve binlerce kez teşekkür ettik içimizden. İlk rastladığımız neşeli gençlerden, beyazlarını sıkıntılarıyla birlikte şapkasının altında saklayan kır favorili polis ağabeyimize kadar... Zira o gece, bilmiyoruz farkına vardınız mı ama, en bileninizden en bilmeyeninize hepiniz, N.A.R.O.'nun 2. Yıl kutlamalarına ortak oldunuz. Çünkü meraklı bakışlarla karşılananlar sadece biz  değildik. Eğer o gece orada idiyseniz, mutlaka birileri sizi de biz sandı, siz bizi hiç tanımasanız bile; ve bizi siz sananlar ise belki de çoğunluktaydı! Sektörlerine yaptığımız tüm hiddetli eleştirilere rağmen, gazeteciler de gece boyunca olağanüstü bir şey olması için nafile beklediler. Olan biten ve fakat kesinlikle sadece bizim algımızla sınırlı kalmayan olağanüstülüğü yakalayabilenler ise, bunu haber satırlarına yansıtmaktan çekindiler; belki deli oldukları düşünülmesin ve belki de o kadar da akıllı oldukları bilinmesin diye...

Saat gece 12'yi vurduğunda, biz çoktan ara sokaklara doğru meyletmiştik. Caddeden, aynı o gece bizim için orada toplanan tüm diğer destekçilerimiz ve hatta köstekçilerimiz gibi, hiç düşünmediğimiz düşünceler ve hiç söylemediğimiz sözlerin tatlı yüküyle ayrıldık. N.A.R.O.'ya ve bir daha asla kimsenin ezemeyeceği neslimize yeni ve daha dirençli bir geleceğin eskizlerini çizdik. Kendimize ve birbirimize olan güvenimizi pekiştirdik. Hiç tanımadığımız milyonlarla kurduğumuz dostlukların ve elbet bir gün mutlaka acısını çıkartacağımız yapay düşmanlıkların betimsiz ağırlığını hissettik... Ve hem sizi, hem inandığımız hedefleri, hem dünyayı ve hem de Nuri Alço'yu, bir kez daha, çok sevdik.

İşte bunun önce sizi, sonra dağınık hedeflerinizi, sonra dünyayı ve en sonunda da Nuri Alço'yu değiştirmeye karar verdik!

ÇÜNKÜ HERŞEY DAHA GÜZEL BİR DÜNYA İÇİN!

 geri dön


Her şey daha güzel bir dünya için! 

Ana Sayfa

Bildiriler       Eylemler        Medyadan Seçkiler       Üyelerimiz        Katılım        Mektuplaşmalardan Seçmeler 

e-mail: naroism@myway.com