Muhatabım her kimse,
Bütün bidirilerinizi okudum. Bazı görüşlerinize katılmamak mümkün değil ama galiba kendi içinizde bir kargaşa yaşıyorsunuz. Örgüt felsefesi olarak sunduğunuz görüşleriniz heyecanlı bir üniversite öğrencisinin hezeyanlarını geçemez. Üstelik bir dolu kavram kargaşası var. Nasıl bir cehalet örneğidir ki eli Uygur Türklerinin kanına bulanmış faşist Çinli köpekleri biz gerçek Atatürkçü, gerçek vatansever, gerçek emekçi gençlere örnek olarak gösterebiliyorsunuz. Yazıklar olsun. Türk demek at üstünde çiğ et yiyen vahşi göçebe demek değildir. Lütfen ırkçı söylemlerinizden vazgeçin. En azından kendinizle çelişmemiş olursunuz. Damarlarımda akan asil ve temiz kan sizin ağzınıza sakız olamayacak kadar kutsaldır ve bu aziz vatan için gerektiğinde son damlasına kadar akmıştır, ve akacaktır.
Bu arada Mustafa Kemal Atatürk veya Hz. Muhammed veya Fatih Sultan Mehmed Han gibi Türk büyükleri sizin arkalarına saklanabileceğiniz veya Karl Marx'ın yanına katık edebileceğiniz şahsiyetler değildirler. Haddinizi bilin. Şerefsizlik etmeyin. İçinizde biraz şeref kırıntısı varsa perdelerin arkasından çıkın ve gerçek görüşlerinizi açıklayın. Cahil insacıkların kafalarını karıştırarak hiçbir şey elde edemezsiniz.
Sevgili xxxxx, Şeref, tüm bildirilerimizi okuduğunu iddia edip de ne demeye çalıştığımıza dair zerrece fikir sahibi olamadan hareketimize dil uzatan xxxxx yavuzları kudurtmaktır bizim için! Teşekkür ederiz.
Her şey daha güzel bir dünya için!
Muhatabım her kimse,
Çin Halk Cumhuriyeti tarafından işgal edilmiş olan Uygur Devletinde yapılan katliamlar Amerika'nın yaptığı katliamlardan daha mı önemsizdir sizce. Nerde kaldı sizin insanlığınız, nerde kaldı demokratlığınız.
Bir de utanmadan kalkmış bize komunizm kisvesi altına gizlenmiş katil ve faşist Çin'i örnek gösteriyorsunuz. Amerikalılar masum Vietnamlıları öldürdü de Ruslar Afganistan'da emekçi haklarını mı savundu. Sizin asıl derdiniz gerçekleri göremeyecek kadar ideolojinize saplanıp kalmış olmanız. Bildirilerinizde bir yandan anti-semitizm masalları anlatırken bir yandan da yahudi asıllı Marx'ı övüyorsunuz.
Türk milletini at üstünde çiğ et yiyen göçebe bir topluluk olarak tanımlayan 18. yüzyıl ırkçı-batılı tarihçilerinden bir adım bile ilerde olmadığınızın bile farkında değilsiniz. Söylemlerinize aykırı olduğu için de Uygurlar gibi Türk tarihinin en önemli unsurlarından birini de utanmadan ayrı tutuyorsunuz.
Bu arada örgütlenmenizi ne zaman tamamlayacağınızı ve ne zaman silahlı mücadeleye başlayacağınızı da bir takvime bağlarsanız iyi olur. İnsanlar ona göre tavır alsınlar.
Bu arada Atatürk'e dil uzatmak gibi bir hataya düşmemenizi tavsiye ederim. Kendinizi saklandığınız perdelerin arkasında fazla güvenli hissedip şımarmayın sakın. Daha bilgili ve seviyeli insanlarla karşı karşıya olduğumu düşünüyordum ama maalesef beni kudurtmanın bir şeref olduğunu düşünecek kadar alçaksınız! Atatürkçü Türk Gençliği damarlarındaki asil kanın son damlasına kadar şerefsizlerle ve hainlerle ve satılmışlarla ve döneklerle ve korkaklarla savaşacaktır. xxxxx.
Not: Hadi bu yazışmaları da koyun sitenize de göreyim sizi şerefli misiniz yoksa şerefli mi?
Sevgili xxxxx,
Yazdıklarını sitemize elbette ki koyacağız ve emin ol öyle çok insan gülecek ki halen ne yapmaya çalıştığımızı anlamadan verdiğin şu tepkilerine, belki de sempatizanlarımız için bir maskot haline bile geleceksin. Sana teşekkür edişimiz boşuna değildi. Tebaası olmak uğruna beyninden vazgeçtiğin ideoloji her ne olursa olsun, bize milyonlarca depolitize insanımızın farkında olmadan yakalandığı bir beyin gribinin ve dil nezlesinin en keskin hatlı örneklerinden birini verdin. Bu iletinle birlikte inan ki şükranımız minnettarlık boyutlarına vardı. Kimbilir, belki de çeşitli yayın organlarına verdiğimiz röportajlarımızı okumuş olsaydın bize bu şekilde yaklaşmazdın. Ama her şeye rağmen ümitsiz değiliz. Ne söylemimizden, ne eylemlerimizden ne de var oluşumuzdan ödün vereceğiz. Bir gün seni de yanımızda görmek umuduyla, güğümler dolusu kımız ve kutluluklar dileriz.
Her şey daha güzel bir dünya için!