Sitenin tamamını hazmeden inceleme evresini %70'lerde kesip, kendimde bulduğum ana hata ile belki dinleyen birileri olacak bir gün umuduyla yazmaya nötr eleştiriye başladım. Birşeyler fısıldama ihtiyacım Nuri Alço ile ilgili bilinçaltına inebilecek derinlikte bir kişi olamamamdır.Herşeyin bulanıklaştığı, ürperti ile bakılan olmayış. Öyle bir kare ki 1970'li yıllardan bir hatıraya bile monte edebildiğim bir isim, bilgisayarımı kapattığım anda sanki hiçbirşey olmamış gibi hayatta bir daha hiç hatıralarımda yer almayacakmış hissini uyandıran bir (s)imge. Maalesef bilinç üstünden bilinç altını ayıran çizgide yeralan bir olay gibi görünse de başta söylediğim gibi bilincimin altına giremiyor ve direkt ertesi gün bunun gerçek olacağını bilincini yaşıyorum. Site benim üzerimde gerekli etkiyi bıraktı mı? Ya da sitenin böyle bir amacı veya herhangi bir etki yaratma amacı var mıydı? Benim için , felsefede gerçeklik tanımını geçersek olmayış tabi ki gizemli ki kendisini var ediyor. Asıl soru bilimsel ve bilimsel olmayan şeylerin arasındaki çizgi nasıl bişi? Nuri Alço ismini ilk eylem yazıldığı tarihten önce gördüğümü bile iddia edebilecek bir bilinçaltı yaratıyorsa, bir tanıdıklık varsa ne diyeceğim? Belki bu değişik tad değerlendirme sürecinden çıkmaz ve karar mekanizması kilitlenmez ise sonuç üretmediği müddetçe amaçlanan birşey var ise -ki bu amaçsızlık da olabilir kısırdöngüsü dahil- yerini bulur. Bu yazıları yazan kişinin destekçiye gerçekten ihtiyacı var mıdır? Sorular anlatımdan dolayı farklı bir gözlükle algılanamaz hale gelebilir mi? veya Sorular oldukları yerden mutlular mı?
Kişisel tatminim açısından kesinlikle benden tam not. Üslubun hazım süreci ve istikrarına göreceli olarak bir bekleyişim olacak. Kendi bilinçaltına bilinçsizlik seviyesinde ulaşabilecek bir azınlıktan faydalanarak çözmeye çalışacağım bu kesin. Boş hayatımdan size birbuçuk saat ayırdım, muhtemelen şimdilik ve pişmanlıktan öte her durumda çevresel faktörlerin içinde gizemli ve çekici kimliği ile bana diğer birçok "boş" tabir edilen saatlerden daha değerli idi.
Sevgili xxxxxx,
İnan ki o hazım sürecini bizler de yaşadık. Dahası, o hazım sürecinin ardından çeşitli tercihler yapma noktasında bulduk kendimizi. Ve ortak kararımız şekillendi: NARO asla olması gerekenden bir nebze olsun daha az bir emekle yürütebileceğimiz bir oluşum değildi. Dolayısıyla, şayet oluşturduğumuz örgütün bir geleceği olacak idiyse bunun için tam bir adanış gerekliydi. Bunu gerçekleştirmek için diğer sorumluluklardan arınmak zorundaydık. Geçtiğimiz bir kaç ayı buna ayırdık. Ve yüzlerce üyemizin beklentilerine cevap verememe riskini alarak, sadece daha güçlü ve etkili bir geri geliş için herkesten sabır istedik. İşte şimdi de o sabrın karşılığını verme vakti geldi.
"NARO'nun destekçiye ihtiyacı var mıdır?" diye sormuşsun. Vardır. Eylem yapsın yahut yapmasın, fikirlerimizi yaysın yahut yaymasın, her örgüt gibi NARO'nun da desteklendiğini bilmeye ihtiyacı vardır. Zira o destek bize göre yarattığımız tepkinin ölçütüdür. O tepkiden yeni etkiler ve dolayısıyla yeni tepkiler çıkarmak; bu zincirleme etkileşimi sürdürebilmemiz ve bir kamuoyu oluşturabilmemiz açısından elzemdir.
Bilimsel olan ile olmayan arasında gerilmiş bir ip üzerinde özde bilinçsel olan herşey için dengemizi sağlama çabası içerisindeyiz. Başka bir deyişle amacımız bu iki taraftan birine varmak değil olduğumuz yerde dengeyi kurmak ve bizi izleyenleri şimdiye kadar sahip çıktıkları tüm fikirleri ve ait oldukları tüm ideolojileri sorgulamaya zorlamaktır. Bunu yaparken mübalağadan ve dolayısıyla da mizahtan güç alıyor gibi görünüyor isek de aslında olanı göstermekten başka birşey yapmıyoruz. Dileriz yeni bildirilerimiz ve eylemlerimizle bize ayırmaya değecek "boş tabir edilen saatlerden daha değerli" nice bir buçuk saatlerini alabiliriz sevgili xxxxxx.
Her şey daha güzel bir dünya için!