Yerli 'naro'dnikler
Ç. Begüm Soydemir
Radikal - 09/02/2002
'Nuri Alço Revival Organization'
adıyla faaliyet gösteren bir grup genç, siyasal ve toplumsal yapıya karşı
gelmek için banklara, duvarlara 'Nuri Alço' yazıyor
Altı aydır, özellikle Anadolu yakasında
oturanlar duvarlarda, banklarda, bilboard'larda sprey boyayla yazılmış Nuri
Alço ismiyle karşılaşıyor. 80'lerin, temiz gençleri alkol ve uyuşturucu
batağına çeken kötü adamına yıllar sonra, hem de bu şekilde yeniden
rastlamak ilginç. Kim, neden böyle bir şey yapıyor diye araştırdık, karşımıza
'Nuri Alço Revival Organization' (NARO) adlı bir örgütsel yapı çıktı.
'http://naro. wakaf.net' adresinde 'Mekânımız sokaklar, silahımız boyalar,
cephanemiz ise Nuri Alço'dur' diyorlar. Kimliklerinin gizli kalmasını
istedikleri için e-mail ve telefon yoluyla kim olduklarını ve ne yapmak
istediklerini sorduk. İşte cevapları...
Bir kavram aranıyor
Neden Nuri Alço?
Tepkimizi daha büyük kitlelere iletirken bize kolaylık sağlayacak bir kavram
arıyorduk. Şahsiyetine yönelik bir tavrımız yok. Nuri Alço isminin barındırdığı
negatif öğeleri cephane olarak kullandık. Alço, 80'lerin tüm klişelerini bünyesinde
toplayan ilginç bir kötü adam prototipiydi. Duvarda hem kurgusal hem de gerçek
hayatta pek sevilmeyen bir şahsın ismi, merak uyandıracaktı. Hem
garipsenmesi hem bir şeyler çağrıştırması, hem de bu çağrışımların
genel fikirlerimizin örgütsel ifşasına uygun olması gerekiyordu.
Siyasi görüşünüzü açıklayabilir misiniz?
NARO siyasi bir oluşum değil, siyasi mesajları da olan bir toplumsal bağımsız
bilinç hareketidir. NARO bünyesindeki birlikteliğimizi belirleyen, siyasal ve
demokratik yapıya yönelik ortak eleştirilerimiz.
"Nuri Alço ismi Kozan Dağı'nın eteğinden zirvesine taşınırken
vadiler la ilahe illallah sesleriyle çınlayacak, son günlerini Allah
sevgisinden sarhoş,
ıstıraplar içinde geçiren Atamızın kederli ruhu elbet o gün şad olacaktır!"
Bu cümle size ait. Ne demek?
Cümlenin kendisi zaten açık. Malum, Türkiye zaten bütün tarihiyle, hiç
var olmamış siyasi ve toplumsal değerlerin parodisi gibi. Bu cümle de işte
o parodinin parodisi.... Aynı 'Karl Marx'ın temiz ve gür sakalındaki kıllar
gibi tek, hür ve kardeşçe yaşama' dileğimizde olduğu gibi.
'Türkiye neyse biz oyuz'
Serseri, komünist, faşist, yobaz, Kemalist...
Kafaları karmakarışık eden farklı tavırlara sahipsiniz. Bu çizgisizliğin
nedeni var mı?
Cumhuriyetimizin resmi milli marşında medeniyetten 'tek dişi kalmış
canavar' olarak bahsedilir. Cumhuriyetimizin kurucusunun salık verdiği hedef
de o canavardır. Komünistlerden en çok nefret eden parti, özde bugünün komünistlerinden
daha devletçidir. İşçilerden oy alamayan solumuz, orta halli şehirli
entelektüellere hitap etmenin kaygısıyla özelleştirmeyi desteklemektedir.
Türkiye'de tutunmak isteyen herkesin kasten yahut mecburen büründüğü
samimiyetsiz griliğe karşı rengârenk duruyoruz. Türkiye'nin çizgisi neyse
bizim çizgimiz de odur.
Bir yandan da devrimci ve sosyal adaletçi olduğunuzu söylüyorsunuz.
Hareketiniz 68 kuşağına bir öykünme içeriyor mu?
Devrimciyiz çünkü devirmek istediğimiz şeyler var. Sosyal adaletçiyiz çünkü
bireysel haksızlıkçı değiliz. Bir adamın çalışıp didinip hak ettiği
bir Renault'ya sahip olmasında sorun görmüyoruz. Sorun hak etmediği bir
Mercedes'e sahip olacak parayı, kimsenin Cadillac'ı olmasın diyerek
kazananların varlığıdır. Bu açıdan 68 kuşağına bir öykünme içinde
değiliz.
Bir marş ve belgesel hazırlığında olduğunuzu okuduk sitede...
Resmi marşın sözleri hazır. Ama tek bir marşımız yok. Şimdilik birkaç
deneysel çalışmayla avunuyoruz. Belgesel ise kurgulu bir tarihçe olacak.
10 metreden görülmeli
NARO fikri çekirdek kadronun bir akşam yürüyüşü sırasında ortaya çıkmış.
Bu çekirdek kadro Gearte Olup (24 yaşında, üniversite öğrencisi, kurucu üye,
İstanbul), Gulyabani (23 yaşında, üniversite öğrencisi, kurucu üye,
yazman, İstanbul), Canavar (23 yaşında, üniversite öğrencisi, kurucu üye,
eylem taktik uzmanı ve Batı Avrupa temsilcisi, Paris) ve Çelebi'den (27 yaşında,
üniversite mezunu, NARO'nun ilk eylemcisi, katalizör üye, meslek sahibi, İstanbul)
oluşuyor.
Amaç bozulmamak!
Önceleri sadece kendilerine destek vereceğine inandıkları yakın dostlarına
duyurdukları sırrı, internet sitesiyle açmışlar. Şimdi herhangi bir
duvara en az on metre uzaklıktan görülecek şekilde Nuri Alço yazan ve bunu
siteye iletenleri faal üye kabul ediyorlar. Üyelerle hiçbir fiziksel iletişimleri
yok, hiçbir zaman gerçek kimliklerini açıklamayı düşünmüyorlar.
Devletten korkularından değil:
"Devletimizden herhangi bir çekincemiz yok, zira bildirilerimizde bu
devletin sahip çıktığı tüm öğelere biz de sahip çıkıyoruz. Sadece
halkın içinden bir oluşum olarak, herhangi bir bireysel öne çıkışı
tasvip etmiyoruz. Bir de başta bizimle birlikte hareket etmeyeceğini bildiğimiz
hiç kimsenin gelip 'Ne güzel tavır koymuşsunuz' ya da 'Ne saçmalıyorsunuz?'
demesini istemiyoruz. Amacımız yayılmamak değil, bozulmamak."
Alço 'Simge olmam' diyor
"Duvarlarda ismin geçiyor diye söylüyorlar, şaşırdım ben de.
Emniyetten falan mı araştırsam diye düşündüm. Şimdi öğrenince de
nedenini... Yani şaşılacak olay... Biliyorsunuz filmlerden dolayı ben bu
rolleri oynadım, kötü karakteri canlandırdım. O yıllarda bir sürü
mesajlar verdik. İçişleri Bakanlığı'ndan ödüller aldık. Özel hayatımda
hiç böyle bir şey yok. Sigara dahi içmeyen, normal yaşantısı olan bir
insanım. Bir ara kötü rollerde oynamayayım dedim fakat iş gelmeyip aç kalınca
gene mecbur kaldık. Aile yaşantımla filmlerde oynadığım karakter apayrı.
Bilhassa bu uyuşturucu kelimesine çok çok karşıyım. Ayrıca tam 15-20 sene
geçti hakkımda açılan davaların üstünden. Eğer böyle bir şey olsaydı
bin defa ortaya çıkardı. Bunlara simge olmam mümkün değil. İşim, sanatım,
ekmeğim bu. 28 senedir bu işle uğraşıyorum, ilk kez başıma geliyor.
Muhakkak birisi kötü adamı oynuyor sonuçta. Nitekim şimdi bana bir dini hikâye
teklifi de geldi; ramazanda, bayramlarda oynaması için. Ben onu da kabul
ettim."
|