Tamer Korkmaz
Zaman - 10/02/2002
Türk sinemasında, tüm zamanların en iyi ‘kötü’ adamı elbette Erol Taş’tan başkası değil...
Buna karşılık, Yeşilçam’ın
bir ‘kötü adam’ı daha var ki, ona, hiç tartışmasız 80’lerin en başarılı
‘kötü adamı’ unvanını vermek gerekiyor: Nuri Alço’dan söz
ediyorum... Hani şu “gençleri batağa sürükleyen, kızları ilaç içirip
uyutan” kötü adam!
Geçen yıl bir
sohbette, ilginç benzetmeler yapan bir dostum, Türk basınını eleştirirken
“Gazetelerimiz, Nuri Alço’dan farksız!” demişti.
Bu müthiş
benzetme, hepimizi gülmekten kırıp geçirmişti. Basınımızın akla ziyan
faullü vuruşları birer birer masaya yatırıldıkça; Nuri Alço’nun,
‘medyamız’ın yanında “efendiden, iyice bir adam” gibi kaldığını
fark ettik!
Bu sohbetten sonra,
birkaç defa “Nuri Alço şimdilerde nerelerdedir, acaba?” diye düşündüğümü
hatırlıyorum. Merakımı, son derece ilginç bir haberle gidereceğimi elbette
bilemezdim: Dünkü Radikal’in arka sayfasının manşeti aynen şöyleydi:
Nuri Alço Hareketi!
İlk saniyede
“Buyur burdan yak!” dediğimi hatırlıyorum. (Kaygılanmayın, elbette
gerisini de hatırlıyorum!) İkinci saniye itibariyle, “Demek ki, Nuri Alço
sonradan siyasete merak saldı; şimdilerde de Yeni Demokrasi Hareketi benzeri
bir oluşumla yeni bir partileşme hareketine doğru gidiyor” falan sandım!
Üçüncü saniyeden
itibaren, kazın ayağının çok farklı olduğunu ‘hayret ve de dehşetle!’
gördüm: ‘Nuri Alço Revival Organization’ (NARO) adıyla faaliyet gösteren
bir grup genç, siyasal ve toplumsal yapıya son derece farklı bir yöntemle
tepkisini dile getirmek için banklara, duvarlara, görünür yerlere, ‘Nuri
Alço’ yazıyordu! NARO, “Mekanımız sokaklar, silahımız boyalar,
cephanemiz ise Nuri Alço’dur” diyordu! Nuri Bey’in şahsiyeti ile hiçbir
alıp veremedikleri yoktu, kimliklerinin gizli kalmasını isteyen NARO üyelerinin...
Yalnızca, Nuri Alço
isminin filmlerindeki ‘kötü adam’ karakteri nedeniyle barındırdığı
negatif öğeleri “cephane” olarak kullanıyorlardı!
Alço’nun
“1980’lerin tüm klişelerini bünyesinde taşıyan” ilginç bir kötü
adam olduğunu fark etmişlerdi, metaforik bir muhalefet yapıyorlardı, ‘Nuri
Alço’ simgesiyle...
NARO’cular, ‘kayıp
kuşağın’, kayboluşlarına neden olan herkese verdiği sert ve ironik bir
cevap olarak görüyorlardı, Alço’lu ‘hareket’i...
Türkiye’de
“tutunmak isteyen” herkesin, kasten veya mecburen büründüğü
samimiyetsiz griliğe karşı, rengarenk bir duruşla siyasal ve toplumsal yapıya
derinlemesine eleştiri getirdiklerini vurguluyorlardı... “Komünistlerden en
çok nefret eden partinin bugün komünistlerden daha devletçi” olmasından,
“işçilerden oy alamayan sol”a kadar birçok temel çelişkiye dikkat çeken
NARO’cular, Türkiye’nin ‘siyasi ve toplumsal değerlerin parodisi’ gibi
durduğunu söylüyorlardı!
Nuri Alço simgesi
üzerinden yapılan ‘özgün muhalefet’ duvarlar ve internet yoluyla
seyahatine devam ederken, Nuri Alço’nun kendisi nasıl karşılamıştı, bu
işi?
Filmlerdeki o
‘filinta gibi delikanlı’ gitmişti kuşkusuz; yerine orta yaşlı, saçları
dökülmüş de olsa hâlâ ‘janti’liğinden hiçbir şey kaybetmeyen gülümseyen
bir Nuri Alço gelmişti. (Benim için de ‘Aranan Nuri Alço bulunmuş’tu!)
“Duvarlarda,
banklarda, her yerde ismin geçiyor” diye söylemişler. O da şaşırmış,
haliyle: “Emniyetten falan mı araştırsam?” diye düşünmüş... Sonra,
öğrenmiş nedenini, bir daha şaşırmış! “Özel hayatında sigara dahi içmeyen
bir adam” olarak, bugün ‘uyuşturucu’nun sözcüğüne bile karşı...”15–20
sene geçmiş, hakkında açılan davaların üstünden...”
Bir ara kötü adamlığı
bırakmak istemiş, fakat hep ‘kötü adam’ rolü çalmış kapısını!
(Buna, sinemada Mr. Spock Sendromu deniyor: Uzay Yolu’nun Spock’u Leonard
Nimoy, bu rolle o kadar bütünleşmişti ki, bu başarılı rol kariyerini
bitirmişti! Anı kitabının başlığı, ‘Ben Mr. Spock Değilim’di!)
Evet, Nuri Bey’in
de söylediği gibi, muhakkak birisi oynayacak kötü adamı; kötü adamı bu
kadar iyi oynayarak iz bıraktığı için suçlanamaz Nuri Alço, ancak takdir
edilebilir.
Buna karşılık, Alço
simgesi üzerinden muhalefet yapan gençleri de, seçtikleri metaforun ‘cuk
oturmasından dolayı’ takdir etmek gerekiyor!
Her şey daha güzel bir dünya için!
Bildiriler Eylemler Medyadan Seçkiler Üyelerimiz Katılım Mektuplaşmalardan Seçmeler