Son yılların en gerçekçi, en somut, en radikal, aynı zamanda en kuramsal, kültürel ve siyasal hareketi NARO’dur. Nuri Alço hareketi yani. Nüfusun yüzde 99.9’u Müslüman olan laik Cumhuriyet’te içki içilip içilmeyeceğinin referanduma götürülüp götürülmemesi tartışılırken; mübarek Kurban Bayramı arifesinde kredi kartıyla, taksitle kurban uygulaması başlamışken ve tabii yıllardır süregelen borçla ya da ortaklaşa kurban kesme hareketi varken elbette yolumuzu NARO aydınlatmaktadır. Bu türden gündelik gerçekliğin ötesinde, NARO (Nuri Alço Revival Organization) tam anlamıyla kültürel, düşünsel, siyasal dönüşüm hareketidir. Bu her şeyden önce, ortak simge-değer olarak gerçek ve sanal bir kimliğin seçilmesinden kaynaklanıyor. Bence de Nuri Alço adı tüm yurt yüzeyine yayılmalıdır.
Çünkü büyük gaflet sonucu bugün unutulmuş olsa da Nuri Alço, toplumsal-kültürel
imge bankamızda bir dönüşümün adıdır.
O, Yeşilçam’ın bilerek ya da bilmeyerek tam da zamanın (1980’ler)
ruhuna, gerçekliğine uygun olarak yarattığı yeni kahraman-yeni kötü adamdır.
Beyazperdede ondan önce bu rolü üstlenen kimlikleri bir an göz önüne
getirin. Erol Taş, Bilal İnci, Behçet Nacar, Tecavüzcü Coşkun vd. Hepsinin
‘kötü’lüğü aslında ortak paydaya dayanır: Her ne kadar ekipleri,
adamları, güçleri varsa da sonuçta işin/eylemin bilfiil içindedirler.
Vurur vurulur, dayak atar, yerler. Yani ‘parya’lıktan kopmamış, farklılaşmamışlardır.
İşte bu noktada Nuri Alço yeni bir kimliğin, bir sıçramanın simgesi
olarak çıkıyor karşımıza. O pek elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz. Kötü
adam tiplemesinde deyim yerindeyse ‘managerizm’in karşılığı, öncüsüdür.
Onun işi örgütlemek, çalıştırmak, yönetmektir. Bunun gereği olarak da
yine kötü adamın her şeyden önce ‘imaj’ı, görüntüsü değişir. Her
an bakımlıdır. Yüzü hep tıraşlı, saçlar sıkı sıkı özenle geriye
taranmış, boyunda kimi zaman fular, bu yoksa göğüs düğmeleri açıktır
altın zincir-madalyon görünür, mutlaka frapan renkli giysiler içindedir
Yaka ve düğme kısmı farklı renkte, omuzları vatkalı gömlek, eller manikürlü,
şüphesiz!
Hani hep peşinde koştuğumuz ‘sentez’ var ya, Nuri Alço işte odur. Modern, her şeyden önce şehirli. Onu ‘köylü’ rolünde düşünebilir misiniz? Modern ama ‘Batılı’ da değil, buranın adamı. Burada olmayan boyutu, ’manager’liği. İşte o da asıl yenilik.
Türkiye’nin son 20 yılına bakarsanız, NARO’ya öncülük edenlerin
vurguladığı gibi, dönemin hemen bütün klişelerini, zihinsel, kültürel,
ekonomik ve siyasal yapıyı onun üzerinden okumak, yorumlamak mümkün: Olan
bir şeyi değil, olmasını istediğinizi ortaya koyduğunuzda, ‘gerçek’ o
oluveriyor.
Nuri Alço, tam da bunun karşılığıdır.
***
Çarşamba günkü yazısında Hakkı Devrim, yeni bir kitap hazırlığında
olduğunu belirtiyordu.
İlk olarak da Yıldırım Akbulut’la Tansu Çiller muhabbetini belgeleyen
fotoğrafı almış: “XXI. yy başı Türkiye’sinde siyasetteki içtenliği
ve siyasetçiler
arasındaki sevgiyi gösterir fotoğraftır.”
Naçizane önerim, NARO’ya bu yönden dikkat etmesidir. Bana göre, siyasal
tarihimizdeki gerçek anlamıyla ilk sivil hareket olmaya aday görünüyor.
ANAP için “Bıraktığımda yüzde 36’ydılar, şimdi barajın altında
geziniyorlar” diyen Yıldırım Akbulut’a bakarsanız, yerden göğe haklı...
“Türkiye zaten bütün tarihiyle, hiç varolmamış siyasi
ve toplumsal değerlerin parodisi gibi” diyen NARO’cular ondan da haklı.
Öyleyse; yaşasın NARO!
Her şey daha güzel bir dünya için!
Bildiriler Eylemler Medyadan Seçkiler Üyelerimiz Katılım Mektuplaşmalardan Seçmeler